İçeriğe geç

Paradoks

adsc4b1z.png

İnsanlığın iki problemi var; birincisi düşünmeden hareket etmek diğeri ise çok düşünüp hareket etmemek ya da edememek.

Bu sistem bizlere şöyle bir paradoks getiriyor; ya olmasını istemediğimiz şeyler olmuyor ya da olmamasını istediğimiz şeyler oluyor. Bu iki durum, kişiyi, tatminsizliğe ve kuşkuya götürüyor fakat olmasını istediğimiz şeyin olması durumununda yine aynı tepkiyi veriyoruz. Yine mutsuz oluyoruz çünkü bu kez de ulaştığımız zirveden, ki bu zirve madden, manen, duygusal vs. herhangi bir şey olabilir, düşmekten endişe duyuyoruz ve içinde bulunduğumuz durumdan an be an geriye gidiyoruz.

Peki bu paradokstan çıkmak için ne yapmalı?

Elimizdeki seçeneklerden biri hayalini kurduğumuz mutlak zirvenin asla elimize geçmeyeceğini kabullenmeye çalışmak olabilir fakat bu pek kolay bir durum değildir, hem aniden kendimizi içerisinde bulacağımız hayal kırıklığını hazmetmenin zorluğundan hem de Murphy Yasaları gereği arzu duyduğumuz bu fenomenlerin her zaman ve öyle ya da böyle karşımıza çıkacağından.

Diğer seçenek ise zirveyi kovalamaktan vazgeçmemek ve içinde bulunduğumuz anı olabildiğince değerlendirmektir. Aslında bu bir hayli idealist ve iradeli bir karar gibi duruyor fakat içinde bulunduğumuz konum bir süre sonra zirve gibi gelecek ve ona ulaştığımız düşüncesine, alışkanlığına, bağımlılığına dönüşecektir böylece ya zirveden kopma endişesiyle büyü bozulacak ya da zirvenin kendisi sizi hayal kırıklığına uğratacak ve büyü bozulacak.

Diğer seçenek ying-yang olabilir. Her pozitif durumun içinde negatif ve her negatif durumun içinde pozitif bir durumun olduğunu kabul etmemiz ve buna alışmamız gerektiğinin farkına varmamız gerekiyor. Yani alacağımız her karar beraberinde iyi ya da kötü sonuçlarıyla beraber gelecek ve bunlara katlanmak zorundayız. Olay bu kadar basit deyip işin içinden çıkabiliriz. Fakat bu konu üzerinde düşününce de gelecek sorunların sonuçlarını kestiremediğimiz için adımlarımız ilerlemeyi reddediyor.

Öyleyse, zirveye nasıl ulaşacağız ve zirvenin doğruluğundan yahut kaybolmayacağından nasıl emin olup endişe duymaksızın anın tadını çıkaracağız? 

Diğer taraftan, her şeyden emin olmak mı gerek diye bir soru beliriyor zihnimde. Bu kadar septik takılmak belki de başlı başına tek sorun.

Sanırım ben var olmayı istemiyorum ya da düşünmeden var olmayı istiyorum zira düşünmemek rahat ve bir o kadar da huzurlu.

Sevgiyle Kalın.

Oğuz Terlemez

The following two tabs change content below.

Misafir Yazar

Okurlardan da eserler alıyoruz.Bu eserler, ''Misafir Yazar'' profilinde yayınlanmakta.

Latest posts by Misafir Yazar (see all)

1 Yorum »

Bir Cevap Yazın

Scroll Up