İçeriğe geç

Yalaka Rüstem

rustem_manset.jpg

Rüstem, Mısırlı bir islam alimi olan Şeyh İlyas Ebubekir’in kölesiydi , Napolyon’un Mısır’ı işgal ettiği dönemde bizaat şeyh tarafından Napolyon’a hediye edilmiştir.Rüstem Mısır’da bulunduğu yıllarda Napolyonu Mısır halkının gözünde kurtarıcı yapmıştır.Mısır’dan ayrılınca da Napolyon’u iktidarda kaldığı müddetçe korumuştur.Özetle anlattığımız bu olayda tarihe not düşülen açıklamalar şöyle;

Rüstem:

“Efendim beni generale götürdüğü zaman bizi salonda kabul etti. Beni görünce ilk yaptığı hareket kulağımı çekmek oldu. Evvelâ bana ata binip binmediğimi sordu. ‘İyi binerim!’ dedim. Sonra kılıç kullanıp kullanmadığımı sordu. ‘Evet, kullanırım!’ dedim ve şimdiye kadar birçok dövüşlerde aldığım yaraları gösterdim ve kılıçtan geçirdiğim düşmanlarımı anlattım. Bunun üzerine ellerimden tutup sıktı ve ismimi sordu. ‘Rüstem’ dedim. Bu isim hoşuna gitti. Ve derhal dönüp içerki odaya girdi. Biraz sonra, kabzasında altı iri elmas tanesi bulunan bir kılıçla, üzeri altın kakmalı bir çift tabanca ile döndü. Bunları bana uzatarak:

— Al, dedi. Bundan sonra bunlar senindir.

Teşekkür ederek bu güzel silâhları aldım. Bana işaret etti, arkasından gittim. Bana kendi odasını gösterdi, akşam yemeğinde kendisine ilk defa ben hizmet ettim. Geceleyin şehir dışında bir araba gezintisine çıkarken beni de aldı, maiyetindekilere benim için bir arap atı verilmesini söyledi. Biraz sonra arabanın yanında, atın üstünde ben de bu gezintiye iştirak ettim. Dönüşte beni yatak odasına kadar götürdü:

—İşte bu oda benim yatak odam, kapının önünde daima yatacaksın, hiç kimseyi içeriye bırakmayacaksın. Haydi, sana güveniyorum! dedi.

Ben de ona şöyle cevap verdim:

—Efendimin emniyetini kazanmakla çok mesut oldum. İçeriye kimseyi bırakmaktan ise ölümü tercih ederim. Dedim.

Sırtımı okşayarak odasına girdi ve ben de vazifeme başladım.”

Bir gün Napolyon söz arasında kendisine şu suali sordu:

—Paran var mı Rüstem?

Rüstem çok zeki ve kurnazdı. Vereceği cevabı da zaten hazırlamıştı.

—Hayır, efendimiz, yanımda on param bile yok. Bir kaşmir şalım vardı, tutün almak için onu sattım. Fakat sizin yanınızda bulunduktan sonra o kadar mesudum ki. Napolyon bu sadık kölenin kurnazca sözlerinden çok memnun oldu. Hemen saray nazırını çağırdı ve Rüstem’in tediye edilmemiş üç yıllık aylığını verdikten sonra Rüstem’e yeni bir unvan bahşediyor ve seneliğini 24000 liraya çıkartıyor.

Rüstem’in günlüğünden diğer açıklamaları:

“— Efendim bugün Sen Klu’ya gitti. Galiba iyi olmayan direktörleri kovacakmış. İçlerinden biri generaline bıçak saplama istemiş, fakat iki asker mâni olmuşlar. Madam Bonapart (İmpratoriçe Jozefin olacak) bu iki askerin her birine birer elmaslı yüzük hediye etti.”

Napolyon’un ikbali parladıkça Rüstem’in rolü de ehemmiyetini arttırmış, Fransızların gözünde daha çok büyümüştü. Fakat o bütün bu olan bitenlere karşı da ima lâkayt kalmıştı. Meselâ Napolyon’un ikbalinden ziyade ikametgâhların değişmelerine ehemmiyet veriyordu. Hatıralarının bir yerinde diyor ki:

“— …Bir ay sonra Lüksenburg sarayına geçtik. Çünkü Napolyon kendisini konsül intihap ettirdiğinden beri oturmakta olduğumuz Şantren sarayı bize çok küçük gelmeye başladı”

“—… Artık Sen Klu sarayında oturmaya başladık. Çünkü efendim kendisini imparator ilân elti”

Sözün özü,

Bazı kaynaklarda, Rüstem’in Türk olduğunun iddia edilmesi suça delil sayılmalıdır.Bu kişisel bir değerlendirmeden ziyade Türklüğe hakarettir,hemde bilinçli bir hakarettir…Her kültürde kölelik dönemi olmuştur.1000 yıllık Türk tarihinde kölelik hiç bir dönemde olmamıştır.

Rabia Sakir

 

 

 

Reklamlar
The following two tabs change content below.

www. uludag.university

1 Yorum »

Bir Cevap Yazın

Scroll Up