İçeriğe geç

Belki Bir Gün

“Ya dünyada seni mutlu edebilecek tek bir insan varsa?”

 

Kitap kapağında bulunan bu spot cümle herşeyin başlangıcı.

 

Kitabı okuma isteğiniz önce bu cümle ile başlıyor, daha sonra kapağın güzelliği ile ve son olarak da arka kapak yazısına vurulmakla start veriyoruz okumaya.

 

HİÇ TANIMADIĞI BİRİNE ÂŞIK OLUR MU İNSAN? 

 

Bu kitabı okumadan önce de bu sorumun cevabı “EVET” olurdu. Ama kitabı okuyunca neden buna inandığımı bir kez daha anladım.

 

Ruh eşin bir yerlerde seni bekliyor! Sen onun yarısı ve o senin diğer yarın. Evet, insan tanımadığı birine aşık olabilir. Hele ki bu kişinin ruh eşin olduğunu hissediyorsan.

 

 

Tess ve George de yıllarca karşılaşmayı beklediler…

 

Tess’in en yakin arkadaşı Kirsty, Tess için  en ideal erkek olduğunu düşündüğü George ile aralarına yapmakta ve onları bir araya getirmekte kararlıdır. Herkes ama herkes bu ikisinin birbirleri için yaratılmış olduğunu düşünüyor. Ama ne var ki Tess’in hayatında başka biri vardır ama bu durum yinede George’i merak etmesine engel değildir.

Her defasında birbirlerini teğet geçen bu ikiliyi okurken “yine mi olmadı” diye yakınmanız garanti. Öyle bir an geliyor ki Tess gibi sizde bu kez olacak diyorsunuz ama olmuyor.

Metroda, düğün davetinde ya da George ve grubunun çaldığı barlarda hiç yanyana gelemiyorlar. (Ama aslında geliyorlar farkında değiliz 😄)

 

Üstelik zamanla hayatlarıda zorlaşmaya başlıyor.  George yeni tanıştığı Stephanie  (cadoloz) ile birlikte Amerikaya gitmeye karar verip müzik grubunu dağıtmıştır. Halbuki piyona başında harikalar yaratıyor ve bir gün ünlü olacağına inanılıyordu. Tess, hiç görmediği ama kalbinde kendini yakın hissettiği bu adamın gidişine düşündüğünden fazla üzülür. Belki de bırakmanın zamanı gelmistir diye düşünmeye başlıyor ve hayatına devam ediyor.

 

___yine bu ikilinin bir araya gelme çabalarından birinde Tess’in George için hazırladığı yemekler ve heyecanına tanıklık etmek müthişti. Ama “birşeyler” oluyor ve George gelemiyor 🙁 

BELKİ BİR GÜN  diye yoluna devam ediyor Tess.

İnci Demir

 

Reklamlar
The following two tabs change content below.

Misafir Yazar

Okurlardan da eserler alıyoruz.Bu eserler, ''Misafir Yazar'' profilinde yayınlanmakta.

Latest posts by Misafir Yazar (see all)

7 Yorumlar »

  1. 0

    Aşık olmak için ille de yüz yüze tanışmak gerekmiyor. Aşk bir tür elektrik gibi. Satırlar üzerinden de insanın ruhuna işleyiveriyor. Halil Cibran’la May Ziyade mesela. Tam 19 yıl birbirlerini hiç görmeden sadece mektuplarla aşk yaşıyorlar. Aşkları Cibran’ın ölümüyle son buluyor.
    Sevgiyle kalın.

      • 0

        Görüşlerinize katılmıyorum. Aşk dünyanın en büyük yanılgısı değil, insana sunulmuş bir armağandır. Ve aşkın felsefesi olmaz… Bunu Schopenhauer gibi bir nihilist hiç yapamaz…

        • 0

          İnsan kontrolün tamamen kendinde olduğunu sanır.Lakin tercihlerimizde bulunduğumuz ortam da etkilidir. Mesela herkesin bir lise aşkı ”çocukluk aşkı” vardır…Neden herkesin aynı yaş aralığında unutamayacağı bir aşkı olur ? Herkes ” tesadüfen ” lisede mi o ilk aşkı bulmuştur?Yoksa sebebi ergenlik hormonları mı? Ya da
          İş ortamımızda,okulda vs edindiğimiz arkadaşlar genelde yanımızda otururlar.Yani ya çalışma masamızın yanında ya da okul sıramızın yanında…Yılları devirdiğimiz arkadaşlarımızı ”tesadüf” eseri mi yan sıramızda,çalışma masamızda bulmuşuz ? Yoksa ortam şartları mı bizi karar vermeye yönlendirmiş ?

          • 0

            Aşkın tercihle bir ilgisi yoktur. Yer, zaman ve mekan belirlemesi çok yanlış bence. “Aşk”ın gelip sizi nerede bulacağını bilemezsiniz. Evet, yakınımızda olan birine duygusal bir yaklaşımda bulunma olasılığı çok yüksek olabilir ama bu her zaman aşk değildir. 15 Yıllık eğitim hayatımda ve 20 yıllık iş hayatımda aynı mekandan birine hiç aşık olmadım mesela. Aşk, siz onu aramadığınızda gelip sizi bulur. Nerede olursanız olun!

Bir Cevap Yazın

Scroll Up