İçeriğe geç

Sesli kitaplar iyi mi, kötü mü?

Çocuklar en erken yaştan itibaren kitap okumalıdır ve onlara kitapların ne kadar önemli, gerekli olduğu öğretilmelidir.

Bazılarımız onlara daha bebekliklerinden itibaren okumaya başlıyoruz / başladık. Bu konuda eskiye oranla çok da şanslıyız. Çocukluğumda sahip olduğum resimli kitaplar şimdikilerin yanına bile yaklaşamazdı. Şimdi bez kitabından tut, sert karton sayfalısına (hani şu board book denilenler), üç boyutlusundan hareketlisine kadar istemediğiniz çeşitlilikte kitap üretiliyor. Yerli kitapların yanı sıra, dünyaca ünlü klasikleşmiş kitapların da çevirileri yapılıyor. İçinde oyuncağı olan kitaplar yapılıyor; kitap kahramanlarının ayrıca oyuncakları satılıyor. Özetle durum iç açıcı, iştah kabartıcı.

Yalnız bu çeşitlilik içinde öyle bir şey var ki benim biraz aklımı karıştırıyor. Kitaplardan mı yoksa benden mi kaynaklanıyor bu durum bilemiyorum ama biraz tedirgin ve temkinli yaklaşıyorum. Neye mi? Sesli kitaplara.

Yukarıda saydığım, küçük yaştaki bebeler için üretilmiş çeşit çeşit kitabın içinde böylesi de var: Sesli, ses efektli, müzikli kitaplar. Ancak kitap ne kadar güzel, ne kadar işlevsel olursa olsun işin içine bu ses meselesi girince benim biraz tüylerim diken diken oluyor, ne yalan söyleyeyim.

Birkaç yıl önce yeğenim Elif iki yaşında filanken annem ona bir kitap armağan etmişti. Ben de ilk o sırada görmüştüm kitabı. Annemin o kitabı alırken görseydim, yemin ederim engel olurdum. Kitabın adını ve yayınevini anımsamıyorum; ama her sayfasında farklı hayvanlarla ilgili bir şeylerin olduğu, arka kısmındaysa kitap boyundan taşan, üzerinde hayvanlara ait ses düğmelerinin olduğu bir panel vardı. Düğmelerin içinde sanırım su, yağmur, rüzgar vs. gibi doğaya ait sesler de yer alıyordu. Elif, kitabın sayfalarını çevirmemişti bile. Sürekli ve aralıksız olarak düğmelere bastığını hatırlıyorum.

Şimdi böyle konuşuyorum ama Elif’e benim de sesli bir kitap verdiğimi de söylemeliyim. Elif daha küçüktü ve bize geldiği bir gün ona “Neşeli Saklambaç – Biip! Biip!” Hatta bununla ilgili bir yazı da yazmış, orada da bu tip kitaplardan pek hazzetmediğimi söylemiştim. Öte yandan Elif’in kitaba verdiği tepki elbette benim yorumlarımdan daha önemli. Çok ilgilenmiş ve uzun süre oturduğu yerden kalkmamıştı.

Gelelim bizim evdeki şimdiki duruma. Tayga’ya sesli kitap almadım, almadık. Elif’le ilgili deneyimimde de yazdığım gibi, seslerin ilgiyi kitaptan, çocukların asıl dikkatlerini çekecek kısımdan uzaklaştıracağını, kitaptan rol çalacağını düşünüyorum. Yine de sesli kitaplardan kaçış yok. Bir iki ay önce teyzesinden Tayga’ya bir mektup geldi. Paketin içinde ne vardı dersiniz “Baa!” adlı (ve sürekli “Baa!” diye bağıran) bir kitap. Tayga da tıpkı Elif’in kendi kitabına yaptığı gibii o “Baa!” düğmesine tekrar tekrar basmaya başladı. Ben de sinsice pusuya yatıp, ilk fırsatta kitabı ortadan kaldırdım.Üstelik içinde Tayga’nın en çok sevdiği şeylerden biri olan traktör (titalö) resimleri var. Buna rağmen ben çocuğa resmen sansür uyguladım. Yanlış mı yapıyorum diye de içim içimi kemiriyor üstelik. Ama o bir değil, iki değil, her basışta beş kere Baa! diye çığıran sese katlanamıyorum!

Şimdi sorum şu: Sesli kitaplar iyi midir, kötü müdür? “Neşeli Saklambaç”ta olduğu gibi nitelikli örnekler kitabı destekleyen unsurlar mıdır? Annemin aldığı kitaptaki gibi kitaptan bağımsız ses düğmeleri okuma eylemini ne kadar destekler? Destekler mi? Talihsiz “Baa!” kitabındaki o tek ve amansız düğme orada olmasa daha iyi değil mi? Kitapları okurken seslendirerek, canlandırmalar yaparak okumak daha yaratıcı ve interaktif birer eylem değil mi? Hem baksanıza adam hiç resim olmayan bir kitapla bile çocukları güldürmeyi nasıl başarmış!

Banu İlköz

The following two tabs change content below.

Misafir Yazar

Okurlardan da eserler alıyoruz.Bu eserler, ''Misafir Yazar'' profilinde yayınlanmakta.

Latest posts by Misafir Yazar (see all)

Bir Cevap Yazın

Scroll Up