İçeriğe geç
Reklamlar

SENARYOSU YAZILMAMIŞ OYUNLAR

“Bugünlerde bir şeyler oluyor bana; acep neden” diye başlıyordu bir şarkı. Düşündükçe sonuca ulaşamıyor, sonuçlara yaklaştıkça da anlamsızlığa düştüğünü hissediyordu insan. Neden kaygı duyuyorduk ki? Öyle bir duygu ya da hissiyat olmasa ne eksik olurdu? Rahatımız mı, keyfimiz ya da mutluluğumuz mu? Mutluluğu bir kenara bırakalım, o oynamasın bu oyunda. Hiçbir haltı beceremiyor
zaten. Karar vererek yaşamak istemiyorum. Atayım bir boşluğa kendimi; fakat adı boşluk olmasın. İnsanı boşluktayım diyerek gereksiz depresyonlara sokmasın. (Gerekli depresyonlar da mı vardı?) Tutunmaya ihtiyacı olmasın mesela insanın; çakılmaktan da korkmasın ,en dibe. Labirent gibi dönüp durarak hayatının kararlarında, büyüdüğünü sanmasın. (Sanatın içinden dökülen satırlar vardı; ruhu
yenileyen. İnsana git ve öl diyordu. Git ve öl; sonra yine gel.) Fakat kahretsin insan durmak istiyor. Boşluğa cesaret edemiyor; yüzüne bir bir çarpsın hayatın gerçekleri. İnsanın gerçeğe olan inancı yitiyor. cropped-cats1.jpgSürekli kendimizden ve hayatımızdan şikayet edeceğiz. İşimizden, paramızdan, parasızlığımızdan, insanlarımızdan şikayet edeceğiz, bizi anlamadıklarından şikayet edeceğiz… Bunun bir sonu yok. Bu
yazının da bir sonu yok. Aslında çok farklı şeyler söylemeyi planlamıştım fakat planlarım yine bana ihanet etmişlerdi. Belli bir plan dahilinde yaşayamıyorduk işte. Güzel ve etkileyici cümleler de kuramıyorduk. Konuya bir türlü giremiyor çıkarken de anahtarları içeride unutuyorduk. Hayata girebilmek için itfaiyeyi mi
çağırmamız gerekti? Kim bilir kaç kere ellerimizden kayıp gitti sahip olduklarımız,sahip olduğumuzu sandıklarımız. Oysa biz insanlar ellerimizi anca yemekten önce ve sonra sabunlarlardık. Keşke sussaydık da herkes anlamak istediğini anlasaydı. Ne diyeceğini öyle çok önceden planlamamalıydı insan. Biz de planlanmamış, senaryosu yazılmamış oyunlar oynamak istiyorduk fakat yönetmen koltuğu çok kalabalıktı. O koltuğa iki karpuz hatta iki dünya sığmıştı. Biz nerede yaşıyorduk böyle? Zaman, bünyesine planlanmamış gerçek zaman zarfları eklemeliydi.İnsanlar birbirlerine gerçek değerler vermeli, sonra da onu korumak için bekçi ve polislere ihtiyaç duymamalılardı.. (İnsanlar diye ne çok cümleye başlamıştık fakat bazı şeylere başlanmalıydı) Salı pazarına çıkarılmış değerler,
satılmadan direk geri dönüşüm fabrikalarına gönderilmeliydi. Yoksa onları da mı piyasada çarçur etmiştik? Bu yıl kapitalizmin duygularımızı işgalinin kaçıncı yıl dönümüydü? Neticeye asla gelinmemeliydi. Hep yarım kalınmalı ve bazı güzel havalarda Orhan Veli hatırlanmalıydı.Sonra da hep birlikte mahvolmalıydık.

Aslı TEKİN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: