İçeriğe geç

BOYALARIN DANSI

    Bir boyanın fırça ucunda dağılışıyla uyanıyorum; beyazın karanlığından. Sanmayın ki üstümüzü örten bu kör gecenin sorumlusu siyahtır. Asıl her yer beyaz olduğunda, çizgiler ve sınırlar ortadan kalktığında kör olur insan.(Parmaklarını bükerek kalkar bir balerin ; acının dans versiyonudur bu.) Gerçek karanlık değer yeryüzüne.

    Vals yapan bir sürü notanın içinde çarpışıyor cümleler. (El, kol ve bacaklar yerlerini buluyor, ince bir tını eşliğinde..) Her rengin bir ruhu vardı her insanın da bir rengi… (Sanmayın ki bu sizin sevdiğiniz renktir. Hangi ışığı kırmışsanız dönüp özür dileyemezsiniz.) Hiçbir renk kutusunda bir şey ifade etmezdi. Kapakların açılması, sınırların aşılması, boyanın yaşanılması gerekirdi.a5a564e47f5b58a8c2625ddc33fe25f7

    Her dokunuşun, her izin, her geçip gidişin bir hikayesi vardı; dinlemek isteyene. Ben her şey başladığı an bitiversin isterdim, sabırsızdım. Fakat boyanın fırçayla buluşması bile emek isteyen bir ayrıntıydı. (Bu bekleyiş yorabilirdi bizleri fakat dengeli hareket edebilmek için gerekirse zamanı da yavaşlatabilmeliydi, bir balerin..) Kimi zaman su kimi zaman terebentin misafir olurdu palete. Boya açılır, kapanır, doyar, kendini kaybeder ya da bulur… Boya yaşardı.

    Meraklı gözlerle beklerlerdi, fırçanın tuvale ilk dokunuşunu. Beceriksizce savrulurdu fırça. Zaten adında da bir dağınıklık, bir baştan savmalık vardı. Hiç düşünmemişler miydi ona fırça adını verirken. Böyle zarif ve duygulu bir işi ancak fincan gibi ince ruhlu kelimeler üstlenmeliydi. ( Kızardınız, olması gerektiği gibi gitmedi mi bir şey, küçük yanlış bir hareketle mahvetmişse tüm gösteriyi bir balerin, kendinize kızardınız.)Fakat tüm eksikliği ona hissettirmeden tamamlardı boya. Her şey olması gerektiği gibi şekilleniverirdi bir anda.555d3bc93e5f471a02cdceed203542f1

    Kimi zaman planlı olmalıydı adımlar, uyumlu..Kimi zamansa çaresizliğini, boş kalmışlığını, ruhun dibe çökmüşlüğünü akıtırdı fırçalar.İnce, kalın, sert ve yumuşak fırçalar.. Bir tuval, bilmezdi üzerinde yaşanan akışı. Toprak gibi içine çekerdi, görülmek istemeyenleri saklardı, kimse bilmezdi…

    Her şey bir uyum içerisinde gerçekleşirdi. Siyahın beyazla, fırçanın tuvalle, balerinin sahneyle.. bir uyumu vardı. Her eserde farklı bir bedene, farklı bir düşünceye, şekilden şekle bürünürlerdi. Kimisine çok büyük değerler biçerlerdi kimisi de bir köşede sessizce tarihin onu keşfetmesini beklerdi. Fakat bunlardan hiçbirinin haberi olmazdı. Ne boyanın, ne fırçanın, ne de tuvalin…

    Tüm eserler sona erince sadece bir balerin kalırdı sahnede. Döner, döner ve dönerdi. Tüm dünya, büsbütün bir hayat ; yaşanmış ve yaşanacak olan her şey, onunla birlikte dönerdi. Dünya’daki her varlık o döndükçe anlam bulurdu. Ve o perdeler hiç kapanmazdı.

    Ta ki bir alkışlayan bulunana dek…

Aslı TEKİN

The following two tabs change content below.

Aslı Tekin

Latest posts by Aslı Tekin (see all)

1 Yorum »

Bir Cevap Yazın

Scroll Up