İçeriğe geç

ümide dair umutsuzluklar

Ey dost,
 Ruhumun üstüne bir tokat yedim ki sorma gitsin. İlk tokat gururumu kırdı, sonradan acı duymaz oldum. Celladımın yüzünde insanlık ararken buldum kendimi. Fakat o beni öldürmekten ziyade , öldürüp de kurtarmaktan ziyade onurumu kamçılamaya , tokatlamaya devam etti. Dermanım kesildi , nefesleri ne ara alıp verdiğimi hatırlamaz oldum. Ama ne celladıma öfkeliydim ne de kendime. Yapmam gereken en önemli mesele celladımın yüzünde sıcak bir bakış ,bir duygu aramaktı.Bulamadım. Göremedim.Bir tokat daha yedim. Ey dost ! Duygularımı anlayamıyorum. Ama bunca anlamsızlığın içinde bunun ifadesi bu anlamsızlık mı olmalıydı ? Celladımın terlediğini gördüm son tokadı bedenimde hissetmeden önce. Onun zayıf olduğunu gördükten sonra kuvvetli kalmış olduğumu bilmek , kırılan gururlarımı topladı. İçimden gülmek geldi ey dost ! Oldukları yerde dimdik duran uykusuz gözlerimle celladımı ,dirilişimden sonra beni nasıl tekrar parçalara ayıracağını düşünmek istedim. Fakat bütün soğuk terlemelerine karşılık kendinden taviz vermemekte kararlı çıktı. Zevk aldığı şey benim gururumu kırması mıydı yoksa gözünün önünde beni parçalara ayırdığını hissetmesi miydi anlayamadan onu inceleyen gözlerime bir daha indiriverdi ey dost. Bu beni çok kırdı. Ben onu anlayamazken onun beni anlayıp hamle yapması beni çok kırdı. Bu sırada beni anlaması da masum bir sevince götürüverdi beni. Sonra bu duygu göz pınarlarımı kanla dolduracak kadar büyük bir acıya dönüştü. Ey cellat ! Bu ne kin ! Bu ne can alırken kendini kaybetme ! Niye sende diğerleri gibi boynumdan vurmazsın beni ! Boynumdan vurmayı istemez misin ? Bir önerim var sana ! Bırak da ben asayım kendimi ! Kırıp kırıp toplama , ümit verme parçalarıma! Yeniden doğuşuma inandırma beni !
 Kendi kırılmışlığımı seyretmek , içimde binlerce pişmanlığın çarpışmasına neden oluyor. Yapma bunu ey cellat ! Gururumu , umudumu benden daha çok yordun sevgili cellat. Neler söylemek istiyorum , beni o kadar dolduruyorsun ki. Ama ses çıkartamayacak kadar yorgun bırakan da sensin. Yapma ey cellat. Sev beni. Sevdim ben seni. Diğer cellatlar gibi gözlerimi diğer dünyada açtıracak kadar sabırsız olmadığın için. Gözlerimdeki anlamı görecek kadar beklediğin için. Sevdim seni ey cellat sen de sev beni.
 Şu zaman kadar gördüğüm kısa rüya parçası ardından gelen bir uyanışı haber verdi bana. Hazırım cellat ! Şu an istiyorum ! Benim gibileri bitirmek için bir tekme kâfi. Elveda cellat. Seni orada da seveceğim.
Elveda ey dost,
Elveda ey cellat,
El..,IMG_4798
The following two tabs change content below.

Gizem Betül

seneler seneler evveldi/bir deniz ülkesinde/yaşayan bir kız vardı bileceksiniz

Latest posts by Gizem Betül (see all)

3 Yorumlar »

Bir Cevap Yazın

Scroll Up