İçeriğe geç

Anti-Dühring

Engels’in kaleme aldığı bu dev eserin içeriğine geçmeden önce, Dühring kimdir ve Engels için neden önemlidir? Sorularını yanıtlamak gerekir; zira Anti-Dühring’in tarihteki yerini daha iyi anlamamıza yarayacak önemli sorulardır bunlar. Dühring, Almanya’da bir üniversitede görev yapan bir akademisyen olmasına rağmen, fikriyatı üniversitenin sınırlarını aşan siyasi iddialara sahip ve bu iddiaları zaman zaman Alman siyasi hareketi içinde de ciddi ciddi tartışılan tarihsel bir figürdür. Bu nedenle, ‘Anti-Dühring’, Engels’in kendi deyimiyle, Eugene Dühring’e karşı  “herhangi bir içdürtünün ürünü değildir”.

Eugene Dühring Alman sosyalist hareketinin arayış içinde olduğu bir dönemde ve kendine göre doğanın, iktisadın ve siyasetin mutlak doğru olduğunu iddia ettiği ilkelerini keşfederek tarih sahnesine çıkmıştı. Böyle mutlak doğrularla ve sosyalist siyasetin bunalımda olduğu bir dönemde ortaya çıkan böyle bir solcu entelektüelin eleştirisini yapmak da Engels için zorunlu bir uğraş olmuştu. Engels’e göre uğraşı “büyük ve ekşi bir elma”yı ısırmak gibiydi. Eserin önsözünde şöyle der: “Bu ekşi elma gerçekte, bir kez ısırdıktan sonra tamamen yutulması gereken elmalardandı. Ve yalnızca çok ekşi değil, çok iriydi de. Yeni sosyalist teori, yeni bir felsefe sisteminin son pratik meyvesi olarak çıkıyordu ortaya. Öyleyse bu teoriyi, bu sistem bütünü içinde incelemek ve sonra sistemin kendisini incelemek gerekiyordu; bay Dühring’i, olanaklı olan her şeyi ve daha başka birkaç şeyi ele aldığı o geniş alanda izlemek gerekiyordu”.
Anti-Dühring’i her daim güncel yapan ise, eserin Duhring eleştirisi olmaktan çok öteye gidip Marksizmin felsefe, ekonomi-politik ve sosyalizm konularındaki bütünlükçü bakış açısını ayrıntılarıyla açıklama yetisine sahip olmasıdır. Başka bir deyişle, Eugene Dühring o kadar çok mesele üzerine o kadar çok şey söylemiştir ki Engels kısa bir Dühring eleştirisi yapmak yerine, Dühring’in karşısına bir bütün olarak Marksizmin kendisini koymuştur.

Anti-Duhring üç ana bölümden oluşur: “Felsefe” başlığı altında Engels Dühring’e karşı diyalektik materyalizmi yeniden kavramsallaştırır. Evrendeki hareketten sonsuzluk algılayışına, matematikten evrim teorisine Dühring’in üzerinde durduğu bütün konularda Marksisizmin görüşlerini sunar. Bununla birlikte Dühring’in ukalaca ve çokca haddini aşarak çamur atmaya çalıştığı Kant, Hegel ve Darwin gibi Bilim ve düşünce adamlarını Dühring’in safsatalarına karşı savunur ama onların Marksist eleştirisini de sunar okuyucuya.

İkinci bölümde ise ekonomi-politik eleştirisi yer alır. Tarihsel süreç içerisinde maddi yaşamın üretilmesi ve yeniden üretilmesinin belirleyiciliğini etkili ve somut örnekler yoluyla açıklamaya çalışır Engels. Tarihsel materyalizmin ne olduğunu sunar bizlere ve Dühring’in mutlak ilkelerini bir kez daha yerden yere vurur. Tarihsel süreçte Duhring’in siyasi zor ile maddi yaşamın üretilmesi hususunda siyasi zoru belirleyici gören temelsiz düşüncesine karşı Robinson-Cuma arasındaki ilişkiye Marks’ın getirdiği açılımı örnek veren Engels şu analizi yapar: “Robinson Cuma’yı, yalnızca Cuma Robinson yararına çalışsın diye köleleştirmiştir. Ve Robinson, Cuma’nın çalışmasından kendisi için nasıl yarar sağlayabilir? Yalnızca Cuma’nın çalışması ile, çalışabilecek durumda kalması için Robinson’un ona vermek zorunda olduğundan daha çok geçim aracı üretmesi yoluyla. Demek ki bay Dühring’in kesin yönergesine aykırı olarak Robinson, Cuma’nın köleleştirilmesinin meydana getirdiği ‘siyasal kümelenme’yi ‘kendi başına hareket noktası olarak almamış ama ona yalnızca beslenme erekleri bakımından bir araç olarak bakmıştır.’ — Şimdi efendisi ve egemeni bay Dühring ile ne hali varsa kendisi görsün.

Üçüncü ve son bölümde ise Marksizm için sosyalizmin ne anlama geldiğini, tarihten yalıtılmış bir sosyalizm düşüncesinin ütopik olarak kalmaya mahkum olacağını ve sosyalizmin ancak tarihin içinden gelen kolektif insanın eyleminin yani işçi sınıfının ürünü olarak oluşturulabileceğinin altını çizer. Engels’e göre, Dühring’in sosyalizm düşüncesi ütopik sosyalistlerinkinin bile çok gerisine düşer; çünkü Dühring, ütopik sosyalistlerin yaşadığı tarihsel dönemde henüz olgunlaşmadığı için göremediği sınıfsal ilişkilerin içinde yaşamasına rağmen, sosyalizmi salt bir fikir ürünü olarak görme gafletinde ısrar etmekte ve bu yönüyle de gerici bir karaktere bürünmektedir.

Muhammed Eren

The following two tabs change content below.

Misafir Yazar

Latest posts by Misafir Yazar (see all)

Bir Cevap Yazın

Scroll Up