İçeriğe geç

Uzaktan Sevebilmek

 

”Madem ki o kaybetti neden canı yanan benim? ” Denizin hırçın dalgaları sorunun boşluklarını doldurur gibi sahile vururken, Sinem hıçkırıklara boğulmuştu bile. Derin bir nefes aldı. Yanan gözlerinin kan çanağına döndüğünden emindi artık. Algın, ona şuan bütün teselli cümlelerini sıralayabilirdi. Ancak yapmıyordu. İnsan kalbinin inanmadığı şeyleri nasıl söyleyebilirdi ki? Sinem, bir ağlama nöbetini daha geride bıraktıktan sonra Algın’a sokuldu.

İkisi buz gibi havaya inat denizi seyrediyordu. Üşümek bir yana dursun, içlerindeki kor daha da alevleniyordu. Normalde insanların dışarı çıkmak istemeyeceği kadar soğuk bir havada onlar biten bir ilişkiyi sonsuzluğa uğurluyordu. Oturdukları bank ikisini birbirine daha da yakınlaştırıp, anne kucağı gibi sarmalıyordu onları. Yıllardır beraberlerdi. Sinem’in gözlerindeki ürkek bakışlar Algın’ın ruhunun en derin noktalarına ulaşıyordu. Ona sarılmak bile o kadar özeldi ki. Sevgisini istemeye hakkı olmadığını düşünüyordu. Sinem’in kırılgan,narin olmasına rağmen güçlü duruşu onu çok etkiliyordu. Bakışlarının değiştiğini, derinleştiğini fark etti. Güzel yüzü şimdi gözyaşlarının arasında hafiften de olsa gülümsüyordu şimdi. Bakışlarını takip ettiğinde ilgisini çekenin denizde balık arayan bir kuş olduğunu gördü. Onu bu kadar severken ağlamasını görmek miydi canını acıtan yoksa başka biri için onu teselli etmek zorunda kalmak mı bilmiyordu. Seviyordu onu ama söylerse kaybedeceğinden korkuyordu. Ama bilmiyordu ki Sinem’de onu seviyordu. Algın hep arkadaşça yaklaşmıştı ona. Hatta mutlu olması için güvendiği arkadaşlarıyla tanıştırmıştı. Şuan ise Sinem’in canını yakan ayrılmasından ziyade Algın’a bu kadar yakınken uzakta oluşuydu.

Evet acıydı ama gerçekti işte. Birbirlerine bu denli yakın iki insan korkaklıkları yüzünden birbirinden bu denli de uzaktı. İkisininde yolunda gitmeyen ilişkileri oluyordu hep. Zaten başkasını severken yolunda gitmesini kim bekleyebilirdi ki. Hem kendilerine hem de başkalarına acı çektiriyorlardı. Sinem biraz daha sokuldu Algın’a. Şimdi başkası için attığını düşündüğü kalbinin ritmini hissediyordu. Kalpleri tek vücut gibi olmuştu. Dünya yok olsa ve o ikisi sonsuza kadar böyle kalsalardı keşke. İkisininde tek dileği buydu. Ama bu banktan kalkınca Algın gidip Can ile konuşup onları barıştırmaya çalışacaktı Sinem mutlu olsun diye. Ve Sinem mutlu rolüne devam edecekti. Hava gitgide daha bozuyordu. Deniz kıyılardan alacağını istiyordu sanki. Bu mahzun sessizliği Algın’ın ” Üşüyorsun, kalkalım.” cümlesi bıçak gibi kesmişti. Sinem içinden Algın’ın sevgilisi ile buluşacağı için kalkmak istediğini düşünmüştü. Algın ise Sinem’in hasta olmasından korkuyordu. Ancak ne teklifi yapanın ne de teklif yapılanın kalkası hiç yoktu. Çünkü buradan kalktıktan sonra dönecekleri dünya ikisini de pek ilgilendirmiyordu. Onlar dünyası birbirleri idi.

O kadar huzurluydular ki o an. Algın’ın kolları Sinem’in cenneti idi. Algın ise daha fazla mutlu olmayı isteyemezdi hayattan….

Burçak Yıldız

The following two tabs change content below.

Misafir Yazar

Latest posts by Misafir Yazar (see all)

Bir Cevap Yazın

Scroll Up