İçeriğe geç

Mesele

Etrafıma bakıyorum da; sürekli büyük laflar ederek, sürekli büyük kararlar alarak yürüyor, adına peynir gemisi dediğimiz bu hayat. Herkes dünyayı kurtaracak kararları alıyor birbiriyle yarışırcasına. Halbuki ne gerek var… Serdar Kuzuloğlu’nun söylediğini Nilay Örnek’ten öğrendiğim, altına imza atılası bir cümle söz ile karşılaştım bugün: “Memleketi kurtarmaya soyunan çok. Ancak küçük meselelerle de birileri ilgilenmeli.”

Aynen öyle sayın okuyucu; küçük meselelerle de birileri ilgilenmeli. Etrafta bunca ortalığı yerinden oynatan, “şok şok şok, flaş, böylesini görmediniz” sorun varken, onlarla ilgilenenlerin sayısı arşa değmişken, birilerinin de kendine vazife edinip şu göz ardı ettiğimiz küçük meselelerle de ilgilenmesi lazım.

Bundan tam sayısını hatırlayamadığım yıl önce, Ankara’ya pamuk gibi kar düştüğü Aralık gecelerinden birinde uykuya kar tatili olacağı ile ilgili büyük bir ümit besleyerek gitmiştim. Biliyordum, sabah tatil haberine uyanacaktım ve bütün bir gün kitap okumak ve miskinlik yapmak için bana kalacaktı. Sabah olmuştu ama okullar tatil olmamıştı. Nasıl olur be! Kar benim kapımın önünü kapatırken Vali Amca’nın kapısının önünü hemen temizlemişler miydi? Ağlayasım burnumda, okul üniformasını giydiğimi çok iyi hatırlıyorum. Dokunsan ağlayacağım, o derece… Tabi o zamanlar yiğitlik yapıp okul servisini de bırakmışım. Türlü badireler ile okula ulaşınca işte o birilerinin ilgilenmesi gerektiği küçük meselelerden biriyle karşı karşıyaydım. Müdür yardımcımız okulun kapısında “okulların tatil olduğunu” söyleyip geri çeviriyordu gelenleri.

Her evin mutfağına misafir olan su damacanaları da bence üzerilerine normalden biraz daha fazla ilgi gösterilecek şeyler. Evdekilere yardımcı olmak istersin, alırsın su sürahisini eline. Başlarsın damacananın pompasına basmaya. Sanki yaşadığın tüm can kırıklarının, anlamsızlıkların acısını pompadan çıkarırcasına basarsın da basarsın. Bastıkça zaman bükülür, sen hülyalara dalarsın; geçmişine, şimdine, geleceğine. Sıkı dur sayın okuyucu! Daha önce hiç kimsenin ilgilenmediği ama o başına dert açacak küçük meselelerden biri daha karşında: pompanın ağzından akan suyun elindeki sürahiye sığmayacağını anladığın an, ‘herkesin büyük meselelerle uğraşmak için birbiriyle yarıştığı şu hayatta birilerinin de böylesine küçük meselelerle ilgilenmesi gerektiğini düşünenler kulübü’ne başkanlık adaylığı için başvurmaya karar verdiğin ana tekabül ediyor.

Bütün bir hafta gayet yorucu bir şekilde bitmiş; arkadaşlarının tüm eğlence planlarını reddedip günlerdir hayalini kurduğun pijamanla ve koltuğun en sevdiğin köşesiyle buluşma anına erişmişsin. Önündeki kaselerden birine de taze olduğu her halinden belli Antep fıstıklarını doldurmuşsun ki, değmesinler keyfine… Televizyonda umarsızca o programdan bu programa salınırken bir yandan da fıstık tanesine bürünmüş keyfin doruklarına ulaşıyorsun. Her güzel şey gibi bir kase Antep fıstığı da bitiyor. İçindeki burukluk, aslında az sonra yaşayacağının yanında devede kulak kalıyor. Koskoca bir kasenin içindeki Antep fıstıklarından sonuncusu ne yazık ki kapalı… Niye 7 milyarlık dünyamızda biri bile şu fıstığı açıp da önüme getirmeyle ilgilenmemiş ki…

Bizim memlekette mesele bitmez. Geçmişte iki kişinin bir araya gelmesinin yasak olduğu zamanlarda da, avcumuza sığan koca bir dünyada her şeyin saniyeler içinde olup bittiği günümüzde de, yürekler hep büyük kararlar almak için çarpıyor, beyinler hep büyük meseleleri halletmek için çalışıyor.

Lakin sayın okuyucu; küçük meselelerle de birileri ilgilenmeli.

Mert Can Duman


Esere yazarın Kahve Yanı Yazıları‘ndan da erişebilirsiniz.


 

Reklamlar
The following two tabs change content below.

Mert Can Duman

M.Sc. | economist | choreographer | dancer | author | simplicity is the ultimate sophistication. Twitter: @mcdumann Instagram: @mcdduman

Latest posts by Mert Can Duman (see all)

Bir Cevap Yazın

Scroll Up