İçeriğe geç

Uluslararası İstanbul Kukla Festivali’nde 20. Yıl

İstanbul Karagöz Kukla Vakfı tarafından bu yıl 20’nci yılı kutlanan Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, UNESCO kültür mirası taşıyıcısı uluslararası Karagöz sanatçısı Cengiz Özek’in sanat yönetmenliğinde seyirciyle buluşacak. Türk Gölge Tiyatrosu’nun 500. yılı olması sebebiyle festivalde gölge tiyatrosuna özel yer verilecek. Gölge Tiyatrosu’nun doğduğu yer olarak düşünülen Asya’dan birçok gölge kukla grubu etkinlikte yer alacak. Festivalin kurucusu Cengiz Özek, bu yıl Çin’den gölge tiyatrosu sanatçısı Jian Xin Li ile yeni bir kukla prodüksiyonu sunacak. Oyun, Çin’de “Avanti” ismiyle anılan Nasreddin Hoca hikâyelerinin gölge tiyatrosuna uyarlanmasına dayanıyor.

20 yıldır üstün bir çabayla festivali yürütüyorsunuz. İlk günden bugüne neler yaptınız?

Dünyada 5 bine yakın irili ufaklı kukla festivali var. Ama biz ilk kez yaptığımızda yoktu. Herkes İstanbul’a geldiklerinde Karagöz izleyeceklerini zannediyordu. Festivali yapmaya Selen Korad Birkiye ile karar verdik. Nasıl olacağını bilmeden cebimizdeki parayla başladık. Kenter Tiyatrosu’nun himayelerinde gerçekleşti ilk festival. En büyük sıkıntımız Türk grubunun olmamasıydı. Birkaç tane Karagöz sanatçısı vardı. Suni gruplar yarattık.

Festival yapacaksınız ama grup yok, çok enteresan…

Şehir Tiyatroları’na gidip Feyza Zeybek’e “Hadi bir şeyler yapın” dedik. Herkes kendine göre bir şeyler çıkardı. Festival sonrası bu gruplar yok oluyordu. Ama Türkiye’den de bir şeyler yapılabileceği duygusunu insanlara vermek gerekiyordu. Bizde kukla geleneği var, kaybolmuş olsa da yeniden var edilebilir. Bütün amacımız buydu zaten. Şimdi ise insanları çağırmadığımızda alınıyorlar. O kadar büyüdü. Şu an çok fazla Türk grubu var. Karagözcülerin sayısı da arttı. Bu da festivalin amaçlarının gerçekleştiğini gösteriyor bize. Şehir ve Devlet Tiyatroları’nda kuklayla ilgili bazı çalışmalar yapılmaya başlandı. Bunlar festivalin kuklayı legal hale getirmesinden kaynaklanıyor. Kukla bir tiyatro sanatıdır. Hatta günümüzdeki tiyatronun temeli kukla tiyatrosunun içinde bulunmaktadır. Bugün İstanbul gibi büyük bir kentte 10 gün içinde 20 ayrı sahnede 70 ile 100 arası performans gerçekleştiriyorsunuz ve hepsi ful izleniyor. Düşünürseniz bir özel tiyatro yıl içinde 40 oyun yapıyor. O açıdan mutluyuz. Bazı üniversiteler, konservatuvarların tiyatro bölümlerinde Karagöz ile ilgili ders verilmesini istedi. En azından bir kıpırtı oldu.

Bu yıl aynı zamanda Karagöz’ün 500. yılı kutlanıyor…

Evet, Karagöz’ün 500. yılı olması nedeniyle gölge ağırlıklı bir festival düzenlemek istedik. Bunun için gölgenin kaynağına uzandık. Akla ilk Kamboçya geliyor. O bölgelerden bir oyun getiriyoruz, atölye çalışmaları da yapacaklar. Çin’den, İspanya’dan ve Hong Kong’dan da gruplar gelecek. Fazla söz ağırlıklı oyun getirmemeye çalışıyoruz ki insanlar anlasın.Nostaljik gölge tiyatrosu yeni nesile nasıl hitap edebilir?

Yeni şeyler oluşturmak lazım. Karagöz zaten modern, günü takip ediyor. Biz günü takip etmezsek 19. yüzyıldan kalmış oyunları karikatür hale getirip oynamaya çalışırsak seyirci mutsuz olur. Mesela hâlâ korsan gölge oyunları yapıyorlar. Ellerine plastik Karagöz figürlerini alıyor, sesleri Youtube’dan bulup sadece oynatarak “Karagöz’cüyüm” diyorlar. Bu korsan gölge tiyatrolarıyla mücadele etmek gerekiyor ama çok zor. Öğretmenlerin bu konuda bilinçli olması gerekiyor. Ucuz olsun, ne olursa olsun dememek lazım.

Sizin bu yılki oyunlarınızın konusu ne?

“Oyunlar konularını sosyal olaylardan ve halk hikâyelerinden alıyor” dedik ya düzenli gösteri yapmadığınızda hazırladığınız oyun bir sonraki yıl yok olur. Karagöz bütün halkı kucaklayan oyunlar oynar. ‘Çöp Canavarı’ adında bir oyun sergileyeceğiz. Bütün dünyada oynuyor ve müthiş reaksiyon alıyoruz. Diğeri ise şamanistik oyunları bir araya getirerek oluşturduğum ‘Büyülü Ağaç’.

20 yılda
Festival 300’den fazla kukla grubu ve 2500’den fazla kuklacıyı İstanbul’da ağırladı.
Karagöz’ün size en dokunan yönü nedir, sizin gösterdiğiniz ilgiyi o da size gösteriyor mu?

O yapıştı bana. Aslında geleneksel şeyleri pek sevmem daha modern olsun isterim. Oyunlarımda bunu yakalamaya çalışıyorum. Ortaokuldaki resim hocam “Gel sana Karagöz öğreteyim” dedi. Bu bir sorumluluk oldu, vazgeçemez hale geldim. 17 yaşımda ilk Karagöz sergimi açtım. 19 yaşımda da Topkapı Sarayı’nda büyük bir sergi yaptım. O dönem ET çok ünlüydü, Karagöz perdesine ET’yi getirmiştim. Bu nedenle benim Karagöz’üm hepsinden farklı. Ritmi, heyecanı daha teatral. Günümüz insanının ritmini, duygusunu, enerjisini yakalamaya çalışıyoruz oyunlarda.

Reklamlar
The following two tabs change content below.

www. uludag.university

Bir Cevap Yazın

Scroll Up