İçeriğe geç

Senin benim şiirimde mahlasın muazzep’tir

Hiç sarmaş dolaş olamadığım,

Hiç duyumsayamadığım,

Oysa duyumsasaydım en içlerime saklayacağım,

Kokunu özledim.

Ama şimdi varlığı hiç duyumsanmayan,

Nasıl özlenirdi ki.

Ben kalbimin hızlı atımlarındaki,

Hüzünlü bir plakta,

Gözlerimin bebeklerinde toplanan senin kokunu özledim.

Akıl ve kalp savaşında,

Benliğin kurallarını hiçe atıp,

İkisinide yenilgiye uğratan kokunu özledim.

Artık ne duyular evreninde,

Ne idealar evreninde varsın.

Garip bir boşluk bu,

Arafta kalmış bir ruh bile değilsin.

Bir soğukluk esiyor,

Ayrılık kapısından.

Bir aralık ve soğukluk,

Ayrılık kapısından.

Eskiden şehirler arası bir uzaklık vardı.

Şimdi ise kıtalar arası sanki.

Öyle ki rusyadaymışsın gibi hissediyorum.

Çünkü bu uzaklık,

Ve soğukluk,

Başka nasıl betimlenebilir, bilmiyorum.

Biz hiç yan yana gelemedik.

Sarılamadık.

Aynı şehride adımlayamadık,

Benim ayak izlerim ankaranın sokaklarını,

Senin ayak izlerin izmirin meyhanelerini,

Bilmez, muazzep.

Ve daha da kederlisi

Artık basit bir gülümseme ile hatırlanarak kaldı,

Sen ile ben.

Ben hala sana mektuplar yazar,

Seni anlatır ve beklerim.

Fakat sen hep sensin.

Hiç seni tamlamayan fotoğraflarda kalsaydı, keşke.

Fakat mandallılar kalbimin kapakçıklı köşelerinde,

Sende bilinmeyi seversin,

Gülümse lütfen.

Şimdi gecenin dingin vakti,

İnsanlar kaldırımları terk ediyor,

Ve ben rüzgara karışan kelimelerimin,

Dua olmasını istiyorum kirpiklerine.

Sıcak bir nefes olsun istiyorum,

Ensende tüten.

Kelimerim hissettirse de varlığını,

Asıl ben orada olmak istiyorum.

Şah damarının yeşilinde.

Sana şeytandan daha yakın olmak istiyorum,

Muazzep.

– Pınar Ardıç

( geçen hafta platonu anlatmıştım derste şiirime tesir etmiş)

The following two tabs change content below.

aynasizkadin

Latest posts by aynasizkadin (see all)

Bir Cevap Yazın

Scroll Up