İçeriğe geç

Ben ve O

Muhtaçlık bir insanı hem aziz hem zelil eder. Kime muhtaç olduğuna bağlıdır bu durum.. ya boşa kürek çekersin yada muhtaç oldukça ilerlersin.. bazı muhtaçlıklar vardır ki iki avuç arasında onarılırken bazıları bir sesle dahada yogunlaşır, seni, yeri, göğü, nefes aldığın her zerreni kaplar.. onunla ilgili olan herşeye sınırsızca muhtaçsındır. Kokusuna, kucaklamasına.. Kimsede tatmadıgın o güzellik bir an da seni yoksulluğa iten birşey oluvermiş. İnsanlarla konuşurken sesin ağlamaklı olur. Bu ağlayış senin hüznünden değildir aslında.. Bu ağlayış, sesinin o’na temas edememesinin bir haykırışıdır..

Belki de artik hiç kelimesini tamamen O barındırıyordur. Hiç görmemek, hiç sevmemek, hic sevmemis olmasi… ihtimaller bir türlü muhtaçlığa şifa olamıyor. Süslü cümleler normalleştirmek şöyle dursun daha da harlıyor atesi. Ya hiç göremezsem? Ya artık yoksa bir yerde denk gelme ihtimali. Nasıl kurtulunucak bu muhtaçlıktan?. Gecenin ilmek ilmek her kısmında tıka basa doyabilecekken  ona, aniden kaburga sayılma mesafesine nasıl gelinmişti.. hiç yoktan öylesine, bu eziyet neden.. yoğrulamaz mıydık beraberken? olgunlaşıp fayda verebilirdik birbirimize tabi  eğer gerçekken sevmişsen.. ama yok..

En çok buna muhtacız zaten. En çok ona muhtacım taa çocukluğumdan tutun gençliğe  kadar, kendimi bildim bileli her yerde adı var.. bu böyle durabilecek birşey değil. Ben ve o..  dünyada duymak istediğim en muhteşem ikili.. bu kadar gerçeğe ne ara dönüştü bu acı bilmiyorum ama baştan ayağa muhtaçlık var..

 

The following two tabs change content below.

Ayşenur

Falanın filanı

Latest posts by Ayşenur (see all)

1 Yorum »

Bir Cevap Yazın

Scroll Up