İçeriğe geç

SAİT FAİK ve DENİZ

                       “Yıldızlar asılmıştı ağaçlara. Soğuk kandil kandil sarkıyordu.Yanımda dostların en koyusu, kadehimde sakız rakısı, dilim kekeme, elimde olta, oltanın elinde zoka, sandalda Barba Stanco, küpeştede Sivriada, yıldızlar bağrımda, dümendeyim. (…)*

      

       Deniz yalnızlıktır. Uçsuz bucaksız bir yalnızlık. Yalnız doğup yalnız ölen insanoğlu, ruhundaki yalnızlıktan dışındaki kalabalık içinde kurtulmaya çabalar yaşamı boyunca. İnsanı  denize çeken şey de bu duygu mudur, bilinmez.

       

          Oysa iki yalnız bir araya geldiğinde yalnızlık biteceğine çoğalır… Sudaki halkalar gibi.

        

        Gökyüzü nerede biter, deniz nerede başlar anlamazsınız kıyıdan bakınca. O mavi yalnızlığın koynuna daha çok kendimiz olmak için gideriz.  Tüm gizlerimizden soyunup, içimizdeki çocuğun masumiyeti ile kalıveririz. Hırsımız, öfkemiz,yalanlarımız,korkularımız üzerimizden çıkardığımız giysilerle birlikte kıyıda çakıllar üzerinde kalmıştır.

          

       Sait Faik için deniz her zaman bir kaçış ve sığınacak bir liman olmuştur. Yalnızlığını, yazma isteğini ardında bırakarak bazen bir balıkçı teknesiyle ama çoğu kez kendi gibi yanlız bir balıkçı ile birlikte.

         

         Aslında kaçtığı, unutmak istediği yaklaşan ölümüdür, kendine bile itiraf edemediği. Bazen bir martının, bazen bir dülger balığının gözünde gördüğü ölümü…

         

        Karaciğerinin bir gün onu yarı yolda bırakacağını bilir. Öykü kahramanlarından biri gibi haritada bulduğu hayali bir adaya sığınarak,yeniden damla damla, dakikaları duya duya, sıkıla patlaya, rüzgarı,denizi,ağı seve seve ölümü bekler.”(…)**

         

      Hep yalnız, hep mutsuz, hep biraz eksiktir Sait Faik… Belki de bu yüzdendir öykülerinin bunca güzel oluşu. Yüreği hep avuçlarının içindedir. Kimse almak mı istememiştir, yoksa o kıyıp da kimseciklere verememiştir, bilinmez.

          

       Bilinen o ki, Adalar’dan esen rüzgar mimoza tozları taşır bu mevsimde.  Ama Burgaz’dan esen rüzgarda Sait Faik vardır.  Gözlerindeki hüzünde bir ada yalnızlığı ve ince,derin bir sızı gibi bir ölüm sessizliği…

 

·        Kalinka/ Az Şekerli, **Haritada Bir Nokta / Son Kuşlar

Melek Koç

The following two tabs change content below.

Melek Koç

Görüyor muyuz sahiden, yoksa yürüyüp gidiyor muyuz? Günlük telaşın içinde hangimiz etrafındaki güzelliklerin farkına varıyor? Hep bir yerlere yetişmek, çalışmak, üretmek, kazanmak... daha iyi bir yaşam için sürekli çaba göstermek! Sonra? Ertelenen bir yaşam,yorgun bir beden ve sayılı günler... Ve de "Elde var hüzün!" Özetle, Behramoğlu'nun dediği gibi, "Hayatınızda AŞK yoksa, pek bir şey yok demektir..."

Latest posts by Melek Koç (see all)

Bir Cevap Yazın

简体中文 简体中文 Nederlands Nederlands English English Français Français Deutsch Deutsch Italiano Italiano Português Português Русский Русский Español Español Türkçe Türkçe
Scroll Up