İçeriğe geç

Akıntı

Güneşli bir günde sereserpe uzanmış buldum kendimi. Bir şezlong ya da sıcak kumlar üzerinde değil lakin; bir kaldırım kenarındayım. Gözlerim zar zor araladım. Başım çatlayacakmış gibi ağrıyor. Bu sefer her zamanki gibi zihnimin bana oynadığı oyunlar yüzünden ya da kafamdaki cam kırıkları yüzünden değil ama bu ağrı; öyle olsa ayırt ederdim sayın okuyucu. Buna benzer bir ağrıyı en son babamın yaklaşık 2875692 kere öğütlemesine karşın çocukluğumun geçtiği apartmanın hemen yanıbaşında bir kısrak başı gibi uzanan yokuşun başından sonuna doğru, dört tekerlekli o çok sevdiğim bisikletim ile salınırken, yolculuğumun belediyelerin insanlığa verdiği en güzel hediyelerden olan bir elektrik direği ile pek samimi görüntülerimin gündeme bomba gibi düştüğü o günde hissetmiştim.

Kafamda bir tuhaflık var sayın okuyucu. Ama öyle Orhan Pamuk’un ortaya çıkardığı Mevlüt karakteri gibi “Ne yapsam bu alemde yapayalnız hissediyorum kendimi” modunda bir tuhaflık değil. Kafamın içinde, uzun bayram tatilinde boş bir şehrin tadını çıkarmaya çalışan bir beyaz yakalı gibi, oradan oraya yolculuk eden bir ağrı var. Enseme doğru inen sancı sonra birdenbire hayatına bir değişiklik getirmek isteyip göz pınarlarıma doğru yolculuk etmeye karar veriyor. Oradaki misafirliğinden çabucak sıkılan kıymetlimiz yorgunluk nedir bilmeden şakaklarımı keşfetmek istiyor. Üstüne üstlük sayın okuyucu, bütün bunların tamamı bir göz açıp kapa süresinde gerçekleşiyor. Açıp kapadığım göz kapaklarım sızlıyor sayın okuyucu.

Tam karşımda duran masmavi gökyüzü her şeyin çok iyi olacağını fısıldıyor kulağıma. Yalnızca mavi gökyüzünün değil, canım insanların fısıltısını da duyuyorum sanırım. Ah canım insanlar, bunu da mı yapacaktınız bana? Bir gün masmavi gökyüzü ile bir olup da tamir etmeye çalıştığım bir alet gibi söktüğümde hiçbir parçasını yeniden yerine yerleştiremediğim kafamdaki hükümdarlığa konuk olacaktınız? Gündüz çekilen acıları ertelemek kolay gibidir. Akıp giden hayata ve insanlara sadece bakarak bile biraz olsun oyalanmak mümkündür diyor Ali Lidar. Gözlerimi, sakin bir gölün üzerinde süzülen bir karabatağı izlerkenki kadar açsam yeter bana; insanların koşturmacasını, hayatın akışını izleyip acımı unutacağım ama; uzunca bir süredir geceleri dahi kapatmaktan imtina ettiğim göz kapaklarım şu an benden intikam almakla meşgul.

Vücuduma değen bir akıntı hissediyorum, sıcak bir şeyler tüylerimi ürpertiyor. Sıcak kanımın aktığını hissediyorum ama bu sefer damarlarımda değil. İşin ilginci sayın okuyucu, biraz önce sanki bir Çin işkencesi gibi çekilmez bir boyuta ulaşmasından korktuğum sancılar o akıntı ile beraber süzülüp gidiyor vücudumdan. Hani hep filmlerde gördüğümüz bir sahne vardır ya: Güzel mi güzel kızımızı bir orman yürüyüşünde yanındaki esas oğlanımız ile saadetinin tadını çıkarırken hain bir yılan sokar. Boş durmayı hiç sevmeyen esas oğlanımız ise çevik bir hareket ile kızımızın narin ayağındaki zehri emerek vücudundan söker atar. İşte sayın okuyucu, gözlerimi gökyüzünden ayıramadığım bu anlarda vücudumdaki zehrin de ılık bir akıntı ile vücudumdan atıldığını hissediyorum. Kendimi çok değerli hekimlere emanet etmiş olmalıyım, böylesine başarılı bir operasyon için.

Güneşli bir günde sereserpe uzanmış halde buldum kendimi sayın okuyucu. Güzelliğinden bir an dahi mahrum kalmamak için gözlerimi ayırmadığım, dostum mavi gökyüzü, damarlarımda dolaşmayı Türkiye’de 100 kişiden yalnızca iki kişinin sahip olduğu bir grubun üyesi olan sıcak kanımdan daha çok seven o zehrin ılık bir akıntı ile beraber, geri gelmemek üzere vücudumdan çekip gitmesine şahit oluyordu.

Omuzlarımın üzerindeki yük, artık sancı yerine sıcak bir gülümsemeye ev sahipliği yapıyordu.

Mert Can Duman


Esere yazarın Kahve Yanı Yazıları‘ndan da erişebilirsiniz.


akıntı.png

The following two tabs change content below.

Mert Can Duman

M.Sc. | economist | choreographer | dancer | author | simplicity is the ultimate sophistication. Twitter: @mcdumann Instagram: @mcdduman

Latest posts by Mert Can Duman (see all)

1 Yorum »

Bir Cevap Yazın

简体中文 简体中文 Nederlands Nederlands English English Français Français Deutsch Deutsch Italiano Italiano Português Português Русский Русский Español Español Türkçe Türkçe
Scroll Up